11 Ekim 2009 Pazar

medyadaki rahat köşe yazarları



Her sabah, ana gazeteden önce magazin ekini okumayı tercih ediyorum. Kahvaltı için her an "hadiiii" uyarısını alabileceğim için ince olan eklerle güne başlarım.
İşte o eklerde bulunan belli köşe yazarları var. Bu yazarlar dedikodu gazeteciliği yapıyor. Ayrılanları, yakalananları ya da gündeme gelenleri öyle bir yorumluyorlar ki sanki her şeyin en doğrusunu onlar biliyor ve hataları sadece onlar görebiliyor. Kimisi de orada burada gezip, "Akşam bilmemne klüpte eğlendik, müzikler şöyleydi... Yan masada bay X ile sevgilisi de vardı" gibi yazılar yazıyor. Herkes onlara özeniyor. Gala, davet, konser vb. her türlü etkinliğe gazeteci sıfatıyla girip oradaki gözlemlerini köşelerine taşıyorlar. Gazeteci olmaları gezip tozup eğlenmeleri ve her yeni mekana mutlaka gitmeleri için tek neden sanki! Neden olmasa da güzel bir bahane. Başkalarının özel hayatlarındaki sarsılmalara gülerek acımasız eleştri yapacaklarına empati kursalar keşke. Bizim yazarlarınki "düşene bir tekme de benden!" mantığı.
Hafta içi her gün çıkan yazıları keyifle okuyorum. İnsanların neler yaptığını öğrenmeyi seviyorum. Sırf ucuz magazinel konular değil benim ilgilendiğim. İlişkilerden çok, takılınılan mekanlar ve yapılan eleştriler ilgimi çekiyor.
İşte sözünü ettiğim yazarlar ve onların dikkatimi çeken temel özellikleri:
Ayşe Özyılmazel: SABAH-Günaydın ekinde 3.sayfada yer alıyor. Şarkıcı Neco'nun kızı. Doğuştan sanatsal bir ortamda ve tanınmış simalarla birlikte yetişmiş anlayacağınız. Ayşe, twitter hesabında vasıflarını şöyle sıralamış: "journalist, writer, musician, singer, princess of istanbul'' Konmadığı dal kalmamış gibi. Son olarak oyunculuk alanına da göz kırpar eminim. Ondan önce bir albüm (single) hazırlığı içerisinde olduğunu biliyorum.
Yazıları blogger kızlarınki gibi. Her yazı başlığında ve neredeyse her cümlesinin sonunda ünlem işareti var. Kadın-erkek ilişkileri üzerine yorum yapmayı çok seviyor. Yalnız ben biraz feminizm kokusu alıyorum. Her aldatma haberi sonrası, Ahh işte erkek milleti... İşte biz kızlar böyleyiz, Kadının intikamı! gibi şeyler yazar. Babasının ünü ile ya da Hıncal Uluç gibi gazeteci meşhur tanıdıkları sayesinde değil bizzat kendi tırnaklarıyla kazıyarak köşe sahibi bir gazeteci olduğunu iddia etmektedir. NOT: Okan Bayülgen ve Haşmet Babaoğlu gibi isimlerle bir dönem birlikteliği olmuştu. Yalın'ın şarkılarını da pek bir sever kendisi...

Onur Baştürk: HÜRRİYET-Kelebek ekinde en arka sayfada yer alıyor. Bazen sivri dilli olabiliyor. Ağırlıklı olarak gittiği mekanları ve orada gördüklerini yazıyor. Gece hayatını ve değişik ülkelere yolculuk etmeyi seviyor. Besteci yönü de varmış.Yurt dışında Madonna ile kabala merkezinde karşılaşmasını yazmıştı. Sivri dili geçtiğimiz günlerde başına dert açtı. Fazla eleştri yaparak ÇAPAmarka grubundaki birtakım mekanlara ilgiyi azalttığı gerekçesiyle İzzet Çapa tarafından Longtable'a alınmamış. Bence de yazarken kesin yargılara varmamak gerek. Kendince eleştri yapsa da Baştürk, mekanın çalışanlarını ve kalitesini düşünmeliydi. Ülkemizin en büyük medya organlarından birinde yazılan en abuk yazı bile birtakım kişilerce ciddiye alınabilir. Bunu düşünmeyip rahatça eleştri yapınca sonunda mekana girişi işte böyle engellenir!

Ayşe Arman: Baştaki isimlerle aynı kategoriye asla giremez. Kendisi Hürriyet haftasonu eklerinin dışında, ana gazetede de hafta içleri belli günler yazıyor. Cesur yazılar yazmayı seviyor. Kimi zaman küçük kızı Alya'nın okul toplantısı, gösterisi vb. gereksiz özel konuları yazsa da gündem yaratmayı iyi biliyor. En son türban takarak halk plajı, cadde gibi yerlere gidip gözlemlerini yazmıştı. Son haftalarda "evli çiftlerde cinsellik" konusunu irdeliyor. Arada sevgilisine olan aşkını anlatıyor. Özel hayatını bu kadar rahat anlatabilen başka yazar yok ülkemizde. Bir dönem Dubai'de yaşamıştı. Kendini beğenmiş bir havası var. Bazen okur yorumlarını yayınlıyor. Yorumlarda ona iltifat edildiyse teşekkür ediyor, kötülendiyse "seni kaale almıyorum, byeee!" diyor. Yaptığı röportajlar çok konuşuluyor.

Köşesinde oturup ahkam kesen bu insanların durumu dışarıdan pek bir rahat! Bunların dışında ana gazetede yer alan birkaç yazar var. Çoğu yazılarında, diğer yazar arkadaşlarına ayar veren kişilerin köşesini okumaktan hoşlanmıyorum. Blog yazdığım için, günlük tutar gibi akşam nerede eğlendiğini ya da birileri hakkında yorum yapanları ayrı bir merakla okuyorum. Bunun dışında Türkiye ve dünya gündemindeki önemli olayları takip ediyorum tabiki. Bu yazımda 3 köşe yazarını sizlere tanıttım. Bu tarz örnekler çoğaltılabilir.
Dışarıdan rahat gördüğümüz bu yazarlar, şu anki konumlarına kolay ulaşmamışlardır eminim. Darısı başımıza...

5 KİŞİ YORUMLADI:

wakan tanka 11 Ekim 2009 20:35  

kimse kusura bakmasın ama onur baştürk gibi birine gazteci bile demem....bbir de köşesi var !

ne yalan söyleyeyim, ayşe armanın hürriyet pazardaki yazılarını büyük merakle beklerim...

ayşe özyılmazeli bilemiyorum ama... :) hiç okumadım

puck-robin 12 Ekim 2009 11:43  

Hürriyet'in kelebek ekindeki Melike Karakartal'ı tavsiye ederim. Habitus isimli bir köşesi var.

rahat yazar 12 Ekim 2009 11:46  

@puck-robin Habitus köşesini de okuyorum. Tabi benim anlattıklarımın dışında daha yeni bir yazar M.Karakartal...
O da günlük hayatla ilgili görüşlerini blogger havasında yazıyor.

Palyözi 25 Ekim 2009 19:23  

Rahat yazar yazılarını yeni izlemeye başladım...
Öncelikle Merhabalar...
Benimde köşeciklerim variyetine sebeptir özellikle bu yazıya yorum yapma sebebim...
Çok güzel olmuş yazınız ellerinize sağlık...ve ne yazık ki bu tür yazı yazan yazarların artmakta olduğunu düşündüğümü belirtmek istiyorum...Umarım bir zamanlar herkesin kaset çıkarma yarışı olduğu dönemin bulaşıcılığı değildir bu köşelerin başına gelen:)
İyi çalışmalar...

rahat yazar 25 Ekim 2009 19:28  

Yorumun için teşekkürler Palyözi:)

Blog DirectoryAdd to Technorati FavoritesSubscribe to me on FriendFeed

İLETİŞİM: rahatyazar@hotmail.com BLOGGER 2008

tıkla sayfamda YUKARI GİT