RÖPORTAJ- "Kız arkadaşımı en yakın arkadaşımla birlikteyken yakaladım!"

"Serzeniş Meraklısı" adlı blogu ile onu tanıyoruz. Kendisi 1989 doğumlu. Filmlere konu olacak bir yaşamı var. 16 yaşındayken, kız arkadaşı tarafından aldatılmış, hayata küsmüş. Neredeyse aynı yaştayız ama yaşadıkları 20 yıla sığamayacak kadar büyük. Hele en son verem hastalığıyla mücadele ettiğini öğrenince yıkıldım. Yaklaşık 1 senedir blog yazıyor. Şu sıralar blogunda geçmişe ait anılarını bizlerle paylaşıyor. Kendisi röportaj teklifimi kırmadı ve hayata dair sorularımı yanıtladı.
Biraz kendinden bahseder misin? Öncelikle blog yazmaya nasıl başladın?
Ben, ilk okuldayken çirkin bir çocuktum. Şişman, tipsiz… Sonralar serpildim… O zamanlar; hoşlandığım kızlarla konuşamazdım utanırdım... Bu yüzden mektup yazardım.
Yazma merakım, işte o zamanlarda başladı, insanlarla iletişim kurmak için yazı yazardım.
Anneme babama bile bazen, söylemek isteyip söyleyemediğim şeyleri kağıda yazıp verirdim.
Konuşmayı unutacak gibi olduğumu hatırlarım.
Sonra; serpildim ergenlik çağında yakışıklılığıma kalıbımı bastım, onca yıl içimde yaşayıp, insanları yaşamak yerine sadece analiz ettiğim için insanları tanıma yetim gelişti.
Ajandalarım vardı benim… 3 ajanda. Yazılar yazdığım.
Sadece sevdiğim insanlara ama. Kadınlara, kızlara... Yaşadığım kötü bir ilişkiden sonra bir süre yazı yazma işine ara verdim. 1 buçuk yıl kendimi eve kapattım... Hiçbir insanı almadım hayatıma, yazı yazmadım, kitap okumadım... Sadece düşündüm.
Neler oldu? Biraz anlatır mısın?
Olay; 15 aya yakın süren bir ilişkimde, kız arkadaşımı en yakın arkadaşımla iş pişirirken görmem... Aynı yatakta, çırılçıplak ve mercimekle fırın buluşmuşken...
Neyse; o süreç bittiğinde, insanlardan kaçmama sözü verdim kendime...
Hımmm.. . Kanka derdim kendilerine. Pek dost edinememiş bi insana ağır geliyo tabii...
Bir de sevdiğin kız olunca.
İki taraf da acıtmıştı fazlasıyla…
Kankam dediğin arkadaşınla, o olay sonrası bir daha görüştün mü? Hayatından silmişsindir herhalde.
Tabii... Sildim... Silerken de, üçüncü kattan merdivenlere yuvarladığım için, hastanelik ettim...
6 ay hastanede yattı, onlarca kemiği falan kırıldı elemanın.
Artık geçti ya, o zaman önemsiz olduğunu bilmiyordum tabii...
Anahtarı, sevdiğim kızın üstüne attım da, çocuk için aynı şeyi yapamadım.
Bir buçuk yılı bitirdiğimde, insanlardan kaçmayacağım sözünü verdim kendime...
Gerekirse; korkulan bir tip olucaktım, insanlar benden kaçacaktı ama ben insanlardan kaçıp yalnızlaşmayacaktım.
İnsanların içine karışacaktım. Günde ikibuçuk üç saate yakın, ayna karşısında konuşma provası yaptığımı bilirim bir kaç yıl... Bazen arada şimdi de yapıyorum, alışkanlık olmuş. Konuşmayı unutmuş gibiydim, derdimi anlatamıyordum doğru düzgün, tonlama yapamıyordum v.s.
İşte o zamanlar 16 yaşındaydım.
O zamanlar benim kişisel gelişime duyduğum açlığı hissettiğim ve kendimi geliştirmem gerektiğini anladığım zamanlar...
Hayatında şu an için öncellikli hedeflerin neler?
Statü. Benim şuanda hedeflerimin en tepesinde oturan şey statü. Toplumda iyi bir yer edinmek… Hemen ardından kişisel gelişimin bokunu çıkaracak kadar iyi bir karaktere ulaşmak, kişiliğimi olgunlaştırmak.
Maneviyat açısından pek hedeflediğim bir şeyler yok açıkçası…
İnsan sarrafı olmak istiyorum. Bir çok insan tanıyıp, yeni insanların analizlerini kolaylaştırmayı düşünüyorum.
Askerliğimi aradan çıkarmak istiyorum. Hayatımdaki demirbaşları belirlemek adına.
Pek uzak hedefler belirlemekten kaçınıyorum kendime. Hayal kırıklıkları çok olmasın diyerekten. Bir de kısmet olursa, bir kitap yazmayı düşünüyorum.
Blog dünyası hakkında ne düşünüyor ve hangi blogları takip ediyorsun?
Blog dünyası. Klişe laflar etmek istemiyorum bu konuda. Blog dünyası çok renkli ve her telden insanı içinde barındıran eğlenceli bir alan. Kişisel gelişim adına bile kullanılabilir. O derece kaliteli insanlar mevcut, bu diyarda…
İsim vermek garip kaçabilir… Bir kalıp yok esasında, çok uç kişisel yazan insanları da, toplumsal konulara dokundurmayan edemeyenleri de, duygular üzerine yazanları da okuyorum.
Herkesin okuduğu bloglar işte… Bir de; kalemine çok inandığım, kuvvetli yazarları bayılarak okuyorum. Kendime bir şeyler kattığımı dahi iddia edebilirim, onları okurken.
“Serzeniş Meraklısı” blogunu ne zaman ve neden açtın?
Ben ilk önce Bitlilimon.com’da yazmaya başladım. Kadim bir dostumun başlattığı bu oluşuma, beni de katmak istemesiyle sanal ortamda karalamaya başladım. Yeteneğimi –böyle söylemek pek havalı ama-bilen biriydi ve yazmamı istedi.
Serzeniş meraklısı… Burası daha fazla kişiselleştirilebilecek, kuralları benim koyabileceğim bir alan gibi gözüktü gözüme, daha kişisel olabileceğim, yalnızca kendimden bahsedebileceğim bir yere ihtiyaç duydum ve bu blogu açtım.
Bir ara kapattım ve ‘mutluluk günceleri’ adında bir blog tuttum, kız arkadaşımla… 6 aya yakın da orada yazdım… İlişkim bittiğinde, o blogu da kapayıp, eski adresimi geri aldım ve hala burada yazıyorum. Bir terslik olmazsa yazacağım da.
Hayatta en nefret ettiğin 3 şey?
Kendini tanıyamamış insanlar, maddiyat sorunları yüzünden maneviyattaki değerlere ulaşamamak ve klişeleşmiş bir nefret olgusu olan 'yalan'
...Ve son olarak rahatyazar blogu hakkında ne düşünüyorsun?
Uzun süredir sessizce takip ediyorum kendilerini. Son zamanlarda yazarıyla da konuştuk, tanıştık ortak noktaları keşfettik. Sevdiği bir şeylerle uğraştığı her halinden belli olan ve güzel çalışmalara imza atan, nadide bir arkadaşımız, rahat yazar :)
Yazılarının devamlılığını korumasını istiyoruz, tabiî ki de…
Serzeniş meraklısı hayat için şöyle diyor:
Hayatın, acımasız tarafına yakalanmamak için, acımasız olunması gerektiği her alanda, acımasız olmak gerektiğine inanıyorum... Eğer hayatın bana şuana kadar öğrettiği birşeyler var ise, o da budur... Çiviyi çekiçle olduğu yere saplamaktansa, başka bir çiviyle sökmek, daha faydalı oluyor...
http://serzenismeraklisi.blogspot.com/ adresinden bu arkadaşımızın anılarını ve düşüncelerini okuyabilirsiniz. Tanıdığım kadarıyla fazlasıyla hassas olan bu arkadaş dilerim tüm hedeflerine birer birer ulaşır. Çünkü bunu hak ediyor. Hayattan aldığı dersler hepimize örnek olacak cinsten. Hayatta hiçbir şeyi kafaya takmamak gerek, ben bunu anladım.


















