26 Temmuz 2009 Pazar

bence evlilik... bence aldatma...





Benim yaşımda birinin evliliğe bakış açısını yazması çok saçma. Bu konuda gözlemlerim dışında bir şey paylaşamayacağım. Önümüzdeki uzun yıllar içerisinde merak alanıma girmeyecek bir konu bu aslında...

"Benim düşünebildiğim en mutlu evlilik, sağır bir erkekle kör bir kadının evlenmesidir.."

Bu sözü sevdim, bence çok anlamlı.

Geçen gün bir arkadaş ortamında "evlilik" kavramının ortadan kalkabileceğini, yakın gelecekte kimsenin evliliğe ihtiyaç duymayacağını söylemiştim. Bunun üzerine bana karşı çıkanlar oldu. Çünkü, birçok gelişme evliliği zorunlu kılıyormuş. Sosyolojik baskılar, hatta aile baskısı zorla evliliğe sürüklüyormuş.

Sadece bir amaç için yapılan sahte evlilik örnekleri var...

Örneğin; sırf yurt dışında yaşama hakkı alabilmek için sadece kağıt üzerinde evlilik yapanları biliyorum.

Mesela bir doktor, zorunlu hizmet yasası çıkarsa başka uzak bölgelere sürülmemek için meslektaşı ya da üni. mezunu birini bulup acil evlenmek istiyormuş. Türk olmaya dünden razı bir Rus kadını, şimdiden doktora talipmiş. Her an bu kağıt üstü-sahte evlilik için anlaşma yapabilirler. Zorunlu hizmet yasasından kurtulmak ve İstanbul'da kalmak için tek çare bu evlilikmiş Dr. adam için...


Böbrek nakli gereken ve diyalize bağlı yaşamdan kurtulmak isteyen bir adam da, uygun bulunan böbreği alabilmek için alacağı böbreğin sahibi olan bayanla zorunlu sahte evlilik yapmak zorunda kalmış. Çünkü, kişiler arasında anca evlilik ya da kan bağı gibi faktörler olursa böbrek nakil ameliyatı yapılıyormuş. Ameliyat bitince de boşanmışlar. Ne garip değil mi? Oyun gibi birşey aslında...

Aynı ortamdaki bir arkadaşım da sadece çocuk yapmak için evlenilmesi gerektiğini savundu. Bence bu düşünce de geçersiz olacak. Onun da çaresini buldular. Evlilik olmayınca, çaresizce spermi bankadan alıp anne olan ünlüler türedi:)

Tabi bu tipler bayağı tepki gördü. Aslında iyi bir şey değil. İleride çocuğa, "Seni bankadan bir hücre olarak aldım." mı diyecek bu analar?

Ciddiyet kalmadı. Sanki birtakım insanlar trende uymak için evleniyor gibi. Sonra zincirleme boşanma haberleri gelir. Boşanmak da ilgi gören bir akım oldu.

Geçen sezon, annem eski okul arkadaşlarıyla buluşma yemeğine gitmişti. Masada halen evli kalmayı başaran nadir insanlardan biri de annemmiş. Neredeyse tüm arkadaşları dul olmayı seçmiş:) O da durumdan etkilenip, onlara özenip babamı boşarmış(!) Neyse ki bizimkiler idare ediyor:))

İlk zamanları nasıldı bilemem. Başlardaki heyecanın kalması mümkün değil. Bence her erkek aldatır mesela. (Ben-kendim bu grupta olup olmadığımı evlenirsem anlarım, o yüzden yorumlarınızda bana kızmayın bayanlar...) Yeni bir heyecan için, farzedelim zorla ayartılan bir erkeğin o an "Haayır, benim evde karım ve çocuklarım var!" diyeceğini sanmıyorum. Benim babamın durumunu da bilmiyorum tabi. Belki de yaptı açık vermedi:)) Geçende babasını yakalayan cesetizleri adlı blogger ŞURADA yazmış, onu okuyunca ben de bu aldatma konusuna gireyim dedim.

İşte böyle... Uzun zaman sonra ilk kez biraz rahat yazdım sanki:)

21 Temmuz 2009 Salı

staj günleri

Günlerim staj nedeniyle gittiğim fabrikada geçiyor. Zorunlu üretim stajım ağustosa kadar sürecek. Sabahları erken kalkıyorum. Akşam geç yatsamda anca diğer blogları ve gelişmeleri okumaktan, rahatyazar olmaya pek vaktim kalmıyor.

bu nedenle yeni yazılar gecikebilir...

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Yejades ile Röportaj- "en rahat düşünce bende var!"


YEJADE'S WORLD adlı blogda yaklaşık 2 senedir hayatını ve düşüncelerini yazan çok farklı bir genç kız... Öyle ki onun blogunu ilk gördüğümde 'bu kız gerçek olamaz!' demiştim. Sonra sayfadaki video ve kolajları inceleyince anladım. Onunla aynı zamanda Gazeversite.com ekibindeyiz. Sıradışı ve rahat tavırları ile dikkat çeken yejades röportaj teklifimi kırmadı ve tüm sorularımı içtenlikle yanıtladı.

Biraz kendinden bahseder misin?

1989 doğumluyum. Rize Çayeli‘de doğmuşum fakat aslen Artvinliyim.

İstanbul’a nasıl geldin?

İstanbul üniversitesi siyaset bilimi ve uluslarası ilişkiler bölümüne girdim. Aslında İstanbul’u hiç istemiyordum. Çünkü çok tehlikeli olarak görüyordum ve yaşayamam yapamam burada sanıyordum. İstanbul hakkında medyanın yansıttıkları dışında bilgim yoktu ama çok güzel bir şehir olduğunu biliyordum, gezmek için giderim diyordum ama gelince hiç de düşündüğüm gibi olmadığını gördüm.

Neydi seni şaşırtan?

Herkesin dediği gibi İstanbul eskisi gibi olamaz bence. Sanki doğu-batı bölünmüş gibi.
Mesela Bağcılar’a doğru daha yoz ve kapalı bir ortam başlıyor. Giderek artıyor bu kapalı ortam.

Türban konusunda ne düşünüyorsun? Bildiğimiz gibi gazeteci Ayşe Arman bu konudaki araştırmaları ile gündemde şu an.

Ayşe Arman’a bence insanlar çok fazla tepki gösterdi.
Türban olayına gelince, bu konu çok derin bir konu aslında. Ben insanların istedikleri gibi giyinmesinden yanayım. Her zaman barışcıl olmalıyız. Ama türban siyasi simge olarak kullanılıyorsa, işte o zaman iş değişir.

Hayatta yaptığın en büyük çılgınlık ne?

Valla hayatta çok şey yaptım. Pek uslu bir insan değilim. Tabi büyüklerin yanında uslu olurum, yerli yerinde nasıl davranılır onu bilirim.
Örneğin liseyi yurtta okudum ve çok çılgınlık yaptık. Şimdi burada nasıl anlatıyım.
Aslında söylenecek bir şey var da ailemden okuyan olursa biterim falan…

En büyük çılgınlığım mı bilmem ama hatırladıkça çok güldüğüm bir anım var.
Okulun bitmesine bir hafta kala kep töreninden sonra yurttan atıldık biz. İçkili ve sigaralı fotoğraflarımız müdürün eline geçmiş. Tüm okulun içinde fotoğrafta gözükenlerin adı sayıldı.
Tabi biz yüzsüz olduğumuz için utanmadık. On saat müdürün odasında azar işittik. Evlerimizi aramak için telefonlarımızı aldılar.

Hayatta kendine has kuralların ve belli sınırların var mı?

Bu dünyada benim kadar rahat ve geniş görüşlü bir insan bulamazsın. Tabularım yoktur.
Canım nasıl istiyorsa öyle yaşıyorum. Kurallarım yok yani. Sadece düzenli yaşamaya çalışıyorum.
İki dakikada bir ruh halim değiştiği için kesin birşey diyemiyorum. Çok değişken bir halim var. İkizler burcuyum.
Bu yüzden hayattaki büyük kararlarımda her zaman çok dikkatli olmam gerekiyor ve karasızlığımdan çok şikayetçiyim.

Nasıl bir erkek seni etkiler?

İdeal erkeğim valla nasıl bilmiyorum. Hayatta nasıl kararsızsam erkekte de pek belli tipim yok ama aşağı yukarı tabi öncelikle biraz bişeye benzeyecek en azından ilk görüşte bir elektirk vermeli..
Konuşurkenki durumu, samimiyeti önemli ve ben çok rahat olduğum için onun da rahat olması gerek. Katı kuralcı biriyle yapamam ve asla asla bir erkek bana emirle bir şey yaptıramaz. Yani yok erkil davranışlar falan bana sökmez... Sonsuza dek evde kalacağımı bilsem de böyle biriyle yaşamak istemem... Sert olup her gün dövmeye kalkarsa burdan arkadaşa laz olduğumu belirtirim. Erkek dövmedim de değil yani.

Benim görüşlerime ve fikirlerime yakın biri ile olabilirim. Zaten şu anda iyi giden bir birlikteliğim var.

...Ve son olarak rahatyazar blogu hakkında ne düşünüyorsun?

Rahatyazar blogu severek okuduğum bloglar arasında. Bence giderek çok daha iyi olacağını düşünüyorum özellikle tema konuunda! Kıh kıh.. Bence son mavi teması gayet güzel. Rahatyazarla Gazeversite.com'dan da yazar arkadaşı olduğumuz için yazılarını sık sık takip ediyorum. Sıkıcı olmadan yazıyor. Başarılarının devamını diliyoruz... :)

http://www.ye-jades.com/ adresinden onun hayatına dalabilirsiniz. Kendisine teşekkürlerimi iletiyor, blogunda ve hayatında başarılar diliyorum.

meğer ünlü olmuşum haberim yok:)

Geçen cumartesi, istiklalde bir arkadaşla buluşacaktım. Yolda hızla yürürken bir kıza çarptım. Az daha eziyordum hatta. Hızla çarparak geçtiğim bu kızın, blogumu takip edenlerden olduğunu nereden bilebilirdim?

Kız ŞURADAKİ yeni yazısında, benim aynen o günkü halimi tarif etmiş ve "bana çarpan kişinin rahatyazar olduğunu tahmin ediyorum" demiş. Sağolsun bi dost önceki yazıma yorum olarak bahsettiğim kızın yazısını atmış, onun sayesinde olaydan haberim oldu.


Özel hayat kalmadı. Demekki az da olsa bir ünüm oluşmuş bu alemde:) Özellikle kendi fotoğraflarımı pek sık koymamama rağmen sokakta tanınmış olmam şok edici. Kız çekinmiş ve tam emin olamadığından benimle konuşmamış. Herhalde benimle konuşsa daha fazla havaya girerdim.

Dünya küçükmüş gerçekten. Bir gün siz de yolda bana rastlarsanız çekinmeyin konuşun, sorun değil...

NOT: Resim olarak kullandığım 1998 yılının romantik komedi filmi "mesajınız var". Filmde iki rakip kitapçı dükkanının sahibi internette gerçek kimliklerini bilmeden tanışıyorlar ve mesajlaşıyorlar. Sonu malum. Hayatta film gibi işte. Bu film örneği afişini, filmin konusundan da etkilenerek dünyanın küçük ve sanal alemin etkisinin büyük olduğunu göstermek için seçtim.

13 Temmuz 2009 Pazartesi

bu kızla sadece arkadaş olurum!


Bazı kızlarla sadece arkadaş olunur. En başta, hiçbir kıza flört amacı ile yaklaşılmaz. O amaçla yaklaştığımız kızlar zaten flörtöz yapıdadır ve genellikle davetkar hareketler sergilerler.

Bir kısmı kaybedenler grubundadır. Bu gruptaki kızlar, cilve yapmayı bilmeyen, doğal duyguları ile davranan kızlardır. Onlarda yalan yoktur. Erkeklerin her türlü sorununu dinlerler ve kırk yıllık ilişki gurusu gibi yorum yapıp, tavsiye verirler. Hatta öyle tipler vardır ki, erkek muhabbetine ortak olurlar. Erkekler, bu kızlara "yaaa şeyimde çıban çıktı biliyor musun?", "şu geçen kıza baksana, sence verir mi?" gibi cümleler sarfedebilir. Öyle ki bu kızlar zamanla "erkek Fatma" tarzına geçmiştir. Sert davranırlar. Kızların eleştrildiği konulara dalıp, kendi cinslerini erkekmişcesine kötülerler. Sürekli erkeklerle takılırlar. Kendilerine dost olarak erkekleri seçmişlerdir. Kızlar birbirini kıskanır. Onlara göre en iyi dost, 'karşı cins' olan erkeklerdir.

Bu kızlar, ne yaparlarsa yapsınlar kendilerine yakıştıramazlar. Saçlarına sarılar attırsalar bile farkedilmezler. Çünkü, erkekler onlara hiçbir zaman karşı cinsten biri gibi yaklaşmamıştır. İlla o gözle bakmak zorunda değiller ama isteseler de onları çekici göremezler.

Dediğim gibi saç boyatma dışında, mesela bir gün hafif makyaj yapsınlar "ohaaaa sen makyaj mı yaptın?" denilir. Bunu bir kıza soran erkekler var. Dediğim kızlar "sadece arkadaş olunanlar" grubundan diye tüm bu olanlar...

Bu grubun kızları hayatımızın vazgeçilmezi. Onlar olmasa, biz erkekler, kızların dünyasını bu kadar iyi tanıyamazdık. Onlar için de erkeklerin dünyası ilginç geliyor. Sırf aşk-ilişki amacı ile erkeklere yaklaşanlardansa, dost olarak yaklaşan bu gruptaki kızları tercih ederim. Çünkü SAO* grubundan, ebedi sevgili moduna geçenleri tanıyorum. Sevgili moduna geçince, kızdaki "erkek Fatma" olayı da gider, yerini 'şok edici' kadınsılığa bırakır...

* sao=sadece arkadaş olunanlar

11 Temmuz 2009 Cumartesi

stajyer olmak...

Uzun süredir bloga yazamıyordum. Ülkemizin önemli fabrikalarından birinde üretim konulu stajıma başladım. Tüm günüm fabrikada geçiyor.
Lojistik-depo bölümüne verildim. Aslında üretim stajı yapmam gerektiği için günün yarısını üretim bölümünde geçiriyorum.
Tüm fabrikayı gezdik, bilgilendik.
Her evde olan çamaşır makinaları üretilirken onlarca aşamadan geçiyor. Üretimi sona eren ürün depo kısmında bile paketleme sorunu olmasın diye tekrar denetleniyor. Hatalı ürünler etkiletleniyor, düzeltilmek üzere geri yollanıyor.
Masam ve bilgisayarım var. Öğleye kadar nette takılıyorum. Tabiki fabrikada sosyal ağlara girmek yasak olduğundan (filtre ayarı) facebook,blogger gibi sitelere erişemiyorum. Araştırmam için bir konu verildi ama henüz bulamadım. Tüm gün çay-kahve sınırsız tabi. Yemekler ve servis hizmeti de iyi ama sabahları erken kalkmak zor geliyor çoğu zaman. Neyse ki serviste uyuyarak yolun uzunluğunu anlamıyorum.
Çevrem: "Kendini göster, bak ileride belki seni işe alırlar." ,
İş yerindekiler: "Ya birkaç dilin ve üstün niteliğin olacak ya da tanıdığın..." (torpil) demekteler.
Kafam karışık. İlerisi için düşünemiyorum. Seneye yönetim stajını bir medya kuruluşunda yapmak istiyorum. Bu senekinin de bana çok şey katacağı inancındayım.
Naylon staj rahat olurdu ama bende de ilerisi için bilgi sıfır olurdu o zaman.
Yoğunluğun dindiği zamanlarda yeni yazılar ve röportajların devamı gelecek;)

NOT:Fabrikada foto çekimi yasak. Gizlice yaparsam yayınlarım.

03 Temmuz 2009 Cuma

aldatan insanların hikayeleri-1


Güzel, şirin bir belde, bu beldedeki düzgün insanların yaşadığı deniz manzaralı büyük bir site ve içinde yaşanan esrarengiz olaylar...

O bölgede yaşayan tüm evli kadınların kocalarına parmakla gösterdiği eşsiz bir adam, adı: "Bünyamin". Tam ideal koca. Ne kadar kibar, anlayışlı ve karısına derinden bağlı diye herkes söyler. Üç tane de kızları var.

Sitedeki bayanlar haftanın belli günlerinde toplanıyor. Her hafta farklı bir kişinin evinde pastalar, çöreklerle o haftanın durum değerlendirmesi yapılıyor. Onların değerlendirme dediği şey bildiğiniz 'dedikodu'.

"Ahh şu Bünyamin Bey var ya, hani bizim Sultan'ın kocası, ne kadar düzgün adam. Valla bizim kocalarımızın hepsi aldatır ama o aldatmaz. Bak bizimkiler her akşam lokalden çıkmıyor. Eve geç geliyorlar. Bünyamin öyle mi? Adam ne zaman görsem sitenin önünde oluyor, ya arabasını temizliyor ya da işe gitmek için hazırlanıyor."

Bu muhabbet her hafta tekrarlanır, hatta bazı günler bu buluşmalara Bünyamin'in eşi Sultan da katılır övgü üstüne övgü alırdı.

Komşu kadınların buluşması çok sıklaşmıştı. Bir gün Sultan, buluşma sonrası aniden eve gitti. İçinde garip bir kuşku vardı. Sıkıntıdan evi temizlemeye başladı. Yatak örtüsünü kaldırdı. Rafların tozunu alıyor bir yandan da yatağın üstündeki çamaşırları ayıklıyordu. Bir anda durdu. Yatağın üstünde uzun sarı bir saç teli bulmuştu. Eve geldiğinde Bünyamin'e durumu anlatmadı. Saçma sapan şeyler yüzünden kocası ile arası bozulsun istemezdi. Adam zaten yorgun argın eve geliyordu.

Bu anlattığım olay 1999 yılının mayıs ayında oldu. Ağustos ayında meydana gelen büyük deprem sonrası bu beldede hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.

Herkes taşınmış, çoğu aile başka başka yerlere gitmişti. Sitede çatlaklar olmasına rağmen büyük bir hasar yoktu. Bünyamin Bey ve ailesi de taşınmıştı.

Aylar sonra gene kadınlar günündeyiz. Çoğunluk tatildeydi ve deprem sonrası meydana gelen hasar yüzünden site sakinleri evlerine geç gelmişlerdi.

Yaşanan gelişmeler şok ediciydi. Bünyamin Bey ve karısı olaylı bir biçimde boşanmışlar. Kızlar anneleri ile birlikte İstanbul'a yerleşmiş. Bünyamin karısını aldatmış güya. Kadınlar buna ihtimal vermese de sonunda gerçeği anladılar. Her gün sitenin önünde gördükleri adam meğerse karısını, yine aynı sitede oturan evli bir kadınla aldatıyormuş. O yüzden sürekli sitenin bahçesinde gezinir, balkonlara bakarmış. Uygun zaman bulunca, komşusu olan kadını bazen kendi evine alırmış bazen de bu kadının evine gidermiş. Bünyamin, en son karısının yokluğunu fırsat bilip kadını eve attığında, kadının yatağa yapışan uzun sarı saç teli şüphe yaratan ilk hareketi olmuş.

Bu olay sonrası sitedeki diğer kadınlar, yıllarca mükemmel koca örneği olarak gördükleri adamın patlak veren şok skandalı sonrasında kocalarına karşı daha şüpheyle yaklaşmışlar. "Bünyamin bile yaptı ise her erkek yapar." demişler. Olayın en garip tarafı, sarışın bayanın bu olaydan hiç etkilenmemesi. Sultan sayesinde herkes o sarışının çevirdiği dolapları öğrenmişti ama bizim sarışın, kocası ile başka bir bölgede mutlu yaşamına devam ediyormuş. Kocası da aldatılmaya devam ediyor herhalde :)

Blog DirectoryAdd to Technorati FavoritesSubscribe to me on FriendFeed

İLETİŞİM: rahatyazar@hotmail.com BLOGGER 2008

tıkla sayfamda YUKARI GİT