30 Temmuz 2010 Cuma

Arap müziği (video)

video

22 Temmuz 2010 Perşembe

Yeni Nesil Diyaloglar Böyle Olur Mu?

Teknolojinin ve internetin hayatımızdaki yeri her geçen gün daha çok artıyor. İlişkilerin gidişatı bile artık sosyal ağlardaki davranışlarımızla orantılı olarak değişiyor.

Düşünüyorum da sanal aleme o kadar çok daldık ki gerçeği unuttuk. Size bir örnek: Geçen gün, kulak misafiri olduğum bir diyalogdaki kızın konuşması aynen şu aşağıdaki yazdıklarıma benziyordu. Size tavsiyem bu hikayeyi dikkate alıp, koyu yazılan sözcüklere pek kapılmamanız. Hayat onlardan ibaret değil. Kendini çok kaptıranlar, daha somut hobiler edinmeli...

Sevgilim Sinan, aylardır sevgili olmamıza rağmen, facebookta inadına "single" gözüküyor. Geçen gün twitterda ayrılıkla ilgili sözler yazması beni çileden çıkardı. Sonra telefon ettim ve onunla bayağı kavga ettik. Sinirden iphone'umu yere attım, bozuldu ekranı sallanıyor. Hala "single" gözükerek ve başka kızları listesine ekleyerek beni deli ediyordu. Kavga ettikten sonra facebooktan ve myspaceten sildim gerizekalıyı. Şöyle bir grup açabilirim facete: "Sinan'ın ne kadar gerizekalı olduğunu bilen en az 1 milyon kişi bulabilirim!"

En kötüsü, benim tırnağım kadar olamayacak bir kızla Sinan'ın gayet samimi olduğu haberlerini almam... Kıza ağzının payını verdim. Twitter sayfasına tüm adiliklerini bir bir yazdım. (özellikle reply@ yaptım herkes görsün diye) Yavşak kız, taaa yonja.com zamanından beri Sinan'ın peşindeymiş inanabiliyor musunuz? Fare suratlı kız. Sinan'ım bana dönecek eminim... Afedersiniz ama o kızın nasıl bir b..k olduğunu formspring.me adresindeki profil sayfasına bir iki soru sorarak anlayabilirsiniz. Nasıl cevap verdiğini görerek ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Kız, asosyalin teki. Daha önce yüzünü bile görmediği teknokolik sosyal ağ adamlarıyla çekinmeden buluşuyordu. Friendfeed adlı sitede yatağının fotoğrafına kadar yayınlamış öyle diyorlar.
Tam tamına 1350 arkadaşım var facebookta. (Onay bekleyenleri saymıyorum bile.) Deliricem ya; Sinan, 200 tane arkadaşı olan bir kızı bana tercih ediyor.

Aslında twitlemek yetmiyor, bu kızın adiliklerini ve bana yaptıklarını daha uzun uzun anlatmam lazım. En iyisi ben de blogger'dan bir blog açayım.

Hey!? Sen, oradaki... Ahmet miydi adın? Rahatyaz... mı ne bir adresin varmış bana da öğretir misin yazmayı?

*penguendeki bir karikatürden esinlenilmiştir... foto


18 Temmuz 2010 Pazar

sun.day.sky "Bir kent festivali"

Bu hafta sonu Santralistanbul'da sun.day.sky vardı.

Etkinliğe ablamla birlikte cumartesi günü gitmeyi tercih ettim.

Bol güneşli havada çok eğlenceli aktivitelerle siz de dinlendirici bir haftasonu geçirebilirdiniz. Adı üstünde güneş, gün ve gökyüzünün birleştiği güzel bir festival, sun.day.sky...

Çimlere yayıldık, bira, kola falan içtik yetmedi starbucks kapanmadan orada da soğuk frapicino içtik. Sıcak havada sürekli bir şey içmek istiyor insan bilirsiniz:) Bazaar alanında tasarımcıların standlarını inceledik, plak pazarında eskileri yad ettik. Tırmanma duvarı ve dart yine vardı. Limango standında frizbi verildi ve gün içinde en çok frizbi oynayarak vakit geçirdik. Öğlen Tamirane önünde Jehan Barbur Quartet caz müzikle ortamı ısındırmıştı fakat ben akşam sahne alacak WUFİ'yi bekliyordum.

Çimlere yayılan insanlar...

Şirin barınak köpekleri ilgimizi çekti. Sahiplerini bekliyorlar:)

Standlarda neler var?

Kavaklıdere şarap reklam panosuna kafamı yerleştirince fotomontaj gibi oldu:)

Frizbi oynayanlar arasında biz de vardık ama esen rüzgar zor anlar yaşatınca oyuna ara verip dinlendik, küçük kız ve annesini izledik...

Çocuklarıyla gelen aileler, uçurtma uçuranlar, kitap okuyanlar ve sadece yan gelip yatanlar da vardı.

Piknik örtüsü ve yastık getirin, parmak arası giyin gibi tavsiyeleri önceden okumuştuk ama örtüyü unutsak bile ben koca bir minder kaparak kendimi 20:45'te başlayacak WUFİ konserine hazırlamıştım.
WUFİ* sahnede! Elektronik pop/club tarzı müzikle dinleyenleri coşturdular. Özellikle son parçayla sahne önü çılgınca dans edenlerle dolmuştu. Hatta o dans edenler arasında eski "dans eder misin?" yarışmacılarını görünce o benzersiz figurlerin nedenini anlamış oldum:)

Bir ara fotoğraf çektiğimi anlayan sarışın bana şaşkın bir halde baktı ama sonra dansına devam etti.

Sırf o kız değil her bir yandan sahne önüne fırlayanlar oldu ve onların arasında kalınca ben de dansa katıldım ve fotoğraf çekmeyi bıraktım. En iyi parça her zaman olduğu gibi en son çalan parçaydı ve tam millet dağıtmışken WUFİ'nin veda etmesine üzüldük. Grubun solisti izleyenlere albüm CD'si atmaya başladı ama ben makinayı bırakıp kolumu uzatana kadar CD'ler kapışıldı:)

Konser sonrası açık havada film gösterimi başlayacaktı. Biz konser sonrası eve dönmeyi tercih ettik zaten yorulmuştuk. Köprüye giden yol asfalt çalışması nedeniyle kapanmıştı, "hafta sonunda böyle çalışma mı olur?" isyanları arasında kestirmelerle eve vardık.

Bugün (yani pazar) dinlendim ve hafta içi okumak üzere birkaç kitap aldım. Staj dönemimde sessiz ofiste, boş zaman olunca elime ne geçerse okuyacak durumdayım anca öyle vakit geçiyor:)

Şimdilik bu kadar. Bu sıcakta İstanbul'da haftasonları şehir etkinlikleriyle renkleniyor...

Herkese keyifli günler...

*Grubu tanımak isteyenler için "Le Titre" parçasının klibi aşağıda.


11 Temmuz 2010 Pazar

Göz göze gelirsek ne olur? - Kesişme...


Bakışmak, biriyle göz göze gelmek her zaman karşılaşılan bir durum. İstemesek de gittiğimiz her ortamda türlü kesişmelerin içinde kalırız. Herkes birbirini incelemektedir.

Bizim ülkenin özelliği sanki... İnsanlar eğlenmek için bir yere gittiğinde bile dans ve müzikle coşmaktansa; yan masadaki gruba, içeri giren ünlü bir yüze ya da sıradışı giyinen çılgın bir tipe odaklanmayı tercih ediyor. Plajlar da böyle. Yurt dışında millet kitap okurken bizimkiler etrafla ilgilenir. O yüzden zaten orada üstsüz hatta çıplak güneşlenenler var. Biz de öyle olmaz, olunca da magazine ve basına sanki anormal bir durum yaşanmışcasına malzeme çıkar. Ünlü yıldız "sereserpe" güneşlendi. "Başarılı oyuncu ilk kez bikini ile görüntülendi!" Aslında düşününce ne kadar saçma değil mi? Tabiki bikini ile görüntülenecek, yani güneşin altında palto ile görüntülense daha ilginç bir haber olurdu değil mi?

Yazının başında da söylediğim gibi bakışma ve kesişme en yaygın insani özelliğimiz... Böyle olduğu için de artık basında yer alan çoğu haber de röntgencilik üzerine kurulu.

Günlük hayattaki örneklere geçmeden önce bakışma ve kesişme arasındaki farkları irdelemek gerekir. Bu, aynı bakmak ve görmek arasındaki fark gibi... Bakmak/bakışmak vitrindeki bir kıyafeti incelemek gibidir. Kesmek ise üzerimizdeki elektriği olanca gücümüzle karşı tarafa iletmek. Öyle bir andır ki hani kesişme anında nasıl bir elektrik veriyorsanız karşı taraftan da o tarz bir elektrik alırsınız. "Yiyici" diye tabir edilen "sert" bakışlar bir bayan tarafından "sapıkça" yorumlanabilir. O nedenle karşı tarafa nasıl baktığımız bence çok önemli.

Türlü örnekler verebiliriz. Kütüphaneye kız kesmek için giden bir arkadaşım vardı. Ayrıca sırf etrafı kesmek için düğüne gidenleri biliyorum. Şehir içi otobüste kırmızı ışıkta yanda duran araçtaki şahısla göz teması kuran bir kıza rastlamıştım. Hatta adam kızı görünce dikiz aynasından saçını falan düzeltmişti.

Kesişmenin diğer bir türü "istemeden kesişmek". Size birinin ısrarla baktığını farkedip, siz de ona bakmayı sürdürmemesi için "neden?" ,"yeter!" gibi düşüncelerle uzun süre bakarsanız yanlış anlaşılabilirsiniz. O kişi sizin karşılık verdiğinizi düşünüp "tanışalım mı?" diye bir an önünüzde belirebilir. Bu da sık yaşanan bir durum. Belli belirsiz bakıp yavaşca kafanızı başka yöne çevirirseniz doğru mesajı vermiş olursunuz. Eğer o kişiden hoşlanıldıysa bakılır, kafa çevrilir; sonra tekrar bakılır...

Tamamen masum duygularla yapıldığı zaman kesişmenin çok heyecan verici, adrenalin yükseltici bir eylem olduğunu söyleyenler var. Eylemi bu boyuta taşıyanlarla konuşmak lazım işin sırrını onlar bilir:)

Bu eylemi zaman geçirmek için yapanlar da varmış ama fazlası zarar diye düşünüyorum. Ben karşılıklı konuşurken bile çekinerek göz teması kuran biri olarak ortamlarda kesişmeyi alışkanlık yapanlardan değilim. İnsanları incelerim o bir gerçek. İncelemezsem hem blog yazamam ki:)

foto

Blog DirectoryAdd to Technorati FavoritesSubscribe to me on FriendFeed

İLETİŞİM: rahatyazar@hotmail.com BLOGGER 2008

tıkla sayfamda YUKARI GİT