28 Kasım 2009 Cumartesi

Pornografik Röportaj Modası

Medya dünyasında, yapılan röportajları ilgi çekici kılmak için yazarlarımız değişik yöntemlere başvuruyor.

Bunun ilk örneğini Hurriyet yazarı Ayşe Arman'ın Hıncal Uluç ile yaptığı cinsellik konulu röportajda görmüştük.

Arman, Hıncal Uluç'a ilk cinsel deneyimini sormuş ve röportaj için onunla böyle sado-mazo polisli kelepçeli fantezileri çağrıştıran fotoğraflar çektirmişti.

Röportajın içeriğine uyabilecek bu pozlar, Uluç'ın anlattıklarından daha çok konuşulmuştu.

Gazete Haberturkte köşe yazıları yazan Helin Avşar, bu tarzdan etkilenmiş olacak ki Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı ile HT pazar eki için yaptığı röportaj için sıradışı fotoğraflar çektirmiş. Genel sorular sormasına rağmen sırf konuşulma uğruna röportaj fotoğraflarında baştan çıkaran kadın rolünü üstlenmiş.



Bu karede çizmelerin markasını gözümüze sokmak istemesine bir anlam veremedim.

Bu fotoğrafların devamı gelmemiş. Devamında partnerinin üstünü çıkarması beklenirdi. Sonra odaya geçilirdi....

Sıradaki ünlüyle yapacağı röportajı sabırsızlıkla bekliyorum. Popüler kültürün bir ürünü olan Helin Avşar'dan herhangi bir yazarın göğüs kıllarını okşaması ya da chanel çizmelerini gözümüze sokması dışında daha yaratıcı çalışmalar bekliyoruz.

Aylar önce kendisine facebooktan mesaj atmıştım. Bana röportaj sözü vermişti. O zaman işleri bu kadar yoğun değildi. Bilmiyorum. Düşündüm de şu an bu fotoğrafları gördükten sonra eğer onunla röportaj yapma şansım olsaydı fotoğraflarda bana da Rasim Bey'in rolünü verir miydi?

Helin'in konu ile ilgili basın açıklaması için TIKLA

26 Kasım 2009 Perşembe

Twitter adamı çıldırtır!

Dünyayı kasıp kavuran mikroblog sitesi “twitter” ülkemizi de etkisi altına aldı.
İnsanlar, nerede ve hangi ruh halinde olduğunu duyurmak, kimin ne yaptığını öğrenmek amacı ile bu siteyi kullanıyor. Kısacası “Şu an ne yapıyorsun?” sorusuna sadece 140 karakterle cevap veriliyor. Dilerseniz cep telefonunuzdan da istediğiniz yerden twittera giriş yapabiliyorsunuz.

Ülkemizdeki birçok gazete yazarı, şarkıcı, oyuncu yani tanınmış kim varsa bu sitede geyik yapıyor. Ahmet Hakan, Nazlı Ilıcak gibi yazarlar bu siteyi çok aktif kullanıyor. En son Hülya Avşar da geldi. Gülben Ergen de o anki düşüncelerini paylaşmayı çok seviyor. Geçende şöyle yazmış: “Ben de gazetede twitter analizleri okumaktan sıkıldım. Şaka şakalıktan çıkıp, yargılamaya varıyor ve kişisel yorumlar ekleniyor. Manasız…”

Bence haklı. O zaman yazdıklarına dikkat etmeliler. Ertesi gün söyledikleri saçmasapan bir laf yüzünden gazetede haber olma riski var. Kıvanç Tatlıtuğ ise şöyle demiş: “Bilsem ki gazeteci arkadaşlar takip edecek ve dalga geçecek ona göre yazar çizeriz…” Tatlıtuğ’un ve birçok ünlünün eleştriye tahammülü olmadığını anladık. Buna rağmen halkla bütünleşilen bu tarz sitelere girmekten çekinmiyorlar. “Serbest bölge ama insanlar takip edip eleştiriyor. Hatta dalga geçiyor. Twitter bu nedenle itici geliyor. Sıkıcı…” diyor Tatlıtuğ.

Her yönden sürekli cikcik öten tipleri okumak bir müddet sonra insanı yoruyor. Sitenin sana ne faydası oldu derseniz, o an televizyondaki ilginç bir anı yazan kişi sayesinde bende açıp o programı kaçırmamış oluyorum. En önemlisi ülke ve dünya gündemindeki bir gelişme anında twittera düşebiliyor. Örneğin Michael Jackson’ın ölüm haberini ilk okuyanlardan olmuştum.
Sırf haber almak için değil, reklam yapmak için de bu siteyi tercih ediyorum. Bloguma yazdığım bir yazının linkini twitterda paylaşmamla birlikte anında onlarca kişinin bloguma girdiğini biliyorum. Beni twitterda tesadüf bulup takibe alanlar da oluyor.

Sanatçıların anlık düşünceleri onları daha iyi tanımamızı sağlıyor. Ciddi konular yazan köşe yazarlarının twitterda dedikodu yapması ilginç geliyor. O an bir mekana gidip gördüklerini yazan ünlüler, gizlilik sınırlarını zorluyor.

Sürekli birbirlerine cevap yazan-laf atan ünlüleri okumak bir müddet sonra sıkıcı bir hal alabilir. Çoğu acemi ve siteyi chat ortamı gibi görüyor. Doğal kendi halinde ve sadece düşüncelerini paylaşan samimi insanları takip ettiğiniz takdirde siz de bu siteden keyif alabilirsiniz.

21 Kasım 2009 Cumartesi

Zeyna'nın özel videosu!

İngiliz Cocker Zeyna'nın günlük yaşamından kesitler bu videoda! En özel fotoğraflardan oluşan bu videoyu ben hazırladım. Tüm fotoğraflar benim tarafımdan çekilmiştir. video

13 Kasım 2009 Cuma

Tunus gezisinden şaşırtan detaylar...


Tunus gezimde 300 küsür fotoğraf çekmişim. Hepsini burada yayınlayamadığımdan aklıma estikçe yenilerini eklemeye çalışıyorum. Yolda giderken mola verdiğimiz bir anda yol kenarında çay demleyip satan bir kadın gördük. Çaydan içmeye çekindik. Kadın, kullanılan bardakların dibinde kalan çayı tekrar demliğe boşaltıyordu. Pek hijyenik gözükmeyen bu durum yüzünden onun çayını içemedik.

Daha sonra gittiğimiz başka bir mekanda Tunus çayını test ettim. Çaydanlığın sadece demlik kısmı kullanılarak hazırlanan bu çayın içine nane yaprakları ve şeker atılıyor. Daha demlenirken şeker atıldığı için, çayı şekersiz isteme gibi bir lüksünüz yok. İçine atılan ve mısıra benzeyen taneler ise sanırım dolma çekirdekleri. Onları da ayrı bir kasede getiriyorlar. Çayın tadının anneannemin yaptığı ıhlamurdan bir farkı yoktu.
Cola, bildiğimiz evrensel markadan. Bir akşam arapça yazılı versiyonu da önüme gelince fotoğrafladım.

Son gece, rehberimiz turdaki kadınların, "Arap müziği dinleyemeyecek miyiz?" demesi üzerine bizi bir kulübe götürmeye karar verdi. Oraya giderken, içeride maskeli balonun yapıldığı bir mekan gördüm.
Mekana kapıdan baktığımda sıradışı kedi kadınlar, cadılar, korsanlar vardı.

Beni görünce poz verdiler.

Gecenin ilerleyen saatlerinde gittiğimiz mekanda arap müziklerini dinleme fırsatı bulduk. Bir adam sahne alıyordu. Şarkılar ağır arabeskti ve "Ya Habibi..." nakaratlarıyla doluydu.

Saat 2'den sonra mekan farklılaşmaya başladı. Tunus pavyonunda olduğumuzu geç anladık. Adamların çoğunlukta olduğu masada bulunan mavi elbiseli kadın, kimseye aldırmadan masanın üstüne çıkıp oynamaya başladı. Onun fotoğrafını çektiğimizi görünce üşenmeyip yanımıza geldi ve makinamı alıp fotoğraflarda nasıl çıktığına baktı.
Genç yaşımda pavyon görmüş oldum. Sağdaki fotoğrafta giydiği transparandan etleri taşan kadını görüyorsunuz. Orkestra elemanları o kadar rahat ki istedikleri anda şarkıyı kesip mola verebiliyor, ya da enstrüman çalarken içkilerini yudumlayabiliyorlar. Tam önümüzde gerçekleşen bu manzaralar "Ben nereye geldim böyle!" dememize neden oldu. Tunus'ta eğlence hayatı böyleymiş. Bir yanda modern gençlerin bulunduğu ve maskeli baloların yapıldığı barlar, bir yanda gece yarısından sonra hareketlenen çılgın arabesk pavyonlar...
Mekan farklılaşınca ve yeteri kadar arap müziği dinleyince, Havana Club'e gittik. Club müziğin en son örnekleri çalıyor, gençler çılgınca dans ediyordu. İçki olarak Tunus şarabını tercih ettik.

06 Kasım 2009 Cuma

Mavi Pencereli Beyaz Evler "Sidi Bou Said" Ve Tunus'ta Sosyal Yaşam


SİDİ BOU SAİD, Tunus Körfezi`ne bakan tepelerin, mavi pencereli beyaz evlerin şehri. Önemli turistik merkezlerden biri...

Tunus'ta en çok beğendiğim bölge burasıydı. Zaten daha gitmeden internette araştırma yapmış ve mavi pencereli beyaz evlerin bulunduğu yerde fotoğraf çekildiğimi hayal etmiştim.
Evlerde sanki kimse oturmuyor gibi. Camlar, kapılar kapalı. Bazıları restorant olarak işletiliyor. Öyle sokaklarda gezen insan pek yok.
Kadınlar evde akşamları dizi izliyormuş. Bizim Kıvanç Tatlıtuğ orada da bayağı meşhur. Kendisini Mohammed olarak biliyorlar. Daha önce ülkemizde gösterilen "Gümüş" adlı TV dizisi orada büyük ilgiyle izleniyor. Türkiye'den olduğumuzu söyleyince, Tarkan değil de Mustafa Sandal ismini duymak şaşırttı. Demekki kendisi Arap dünyasında sevilen bir sanatçı. İş dünyasında kadınlar daha aktif ve kızlar 30 yaşından önce evlenmiyormuş. Evlenme gibi dertleri yok. Normalde sokaklarda pek rastlanılmayan genç kızlara, cumartesi günleri kulüplerde rastlayabilirsiniz. Ondan önce muhakkak kuaföre uğrayıp saçlarını yaptırıyorlar. (Soldaki fotoğrafta çarşıda gezen Tunuslu genç kızları görüyorsunuz.) Tarım ve zeytincilik ülkede yaygın. Zeytin ağaçları bolca bulunuyor. Esnaf sıcakkanlı ve yardımsever. Sıkı pazarlık yapıyorlar. Çarşıdaki her şey bizim ülkedeki kapalıçarşıda da var aslında. Gördüğüm tek orjinal şey "Fatma'nın Eli" adındaki kötü enerjiden koruyan kolye...

EK BİLGİ: Bu evlerin neden mavi beyaz olduğu konusunda rehberimizin dediğine göre beyaz renk, sıcak havalarda ışığı iyi yansıttığı için; mavi renk ise akreplerin bu renkten hoşlanmaması nedeniyle koruyucu önlem olarak kullanılıyor. Bildiğiniz gibi sıcak bölgelerde akrep, yılan gibi canlılara sık rastlanıyor. Akrep'i korkup öldürürsek, bir müddet sonra akrep ailesinin intikam için gelme riski var.

04 Kasım 2009 Çarşamba

Tunus gezisinde ilk günüm...


Geçtiğimiz 29 Ekim Cumhuriyet Bayramında Tunus yolcusu olarak sabah 11:00'da annem ve ablamla birlikte İstanbul Atatürk Havalimanı'ndaydım. Oradaki bando ekibi bayram coşkusunu hissettiriyordu.
Saat 13:10'da uçağımız kalktı.

Yaklaşık 10 kişilik bir grupla birlikte Tunus'u gezmeye karar vermiştik. Rehberimiz bizi Tunus Havalimanı'nda karşılayacaktı.
Tunus Havayollarına ait uçakta yemek ikramı vardı. Etli ve sulu arap usulü yemeği yemekte zorlanmadım çünkü karnım çok acıkmıştı. Uçakta arapça anonslardan sonra gelen İngilizce anons anlaşılmıyor, adamlar ingilizceyi bile arapça gibi konuşuyor.

Tunus'ta resmi dil Arapça. Halkın %90'ı müslüman. Tunus, Fransız etkisinde fazlasıyla kalmış. Eğitim dili Fransızca ve her Arapça yazılı levhanın altında yazının Fransızcasını görmek mümkün.


Yerel saatle 14:55'te Tunus'a vardık ve Hammametteki otelimize gittik. Resimde, Hammamet Regency Otel'in lobisini görüyorsunuz.

lobide tavandaki avize


Akşam sahil kenarına giderek dinlendik. Otel, sahil kenarındaydı.
Kumsalda at veya deve gezdiren gençlere, takı satıcılarına rastlayabiliyorsunuz.

Akşam otele yakın olan Yasmine bölgesine gittik. Aşağıdaki resim Medina bölgesinden:
Şehrazat restorantta binbir gece masallarının temasında modern danslar yapılıyor.

Hayatımda ilk kez casino'ya yani kumarhaneye gittim.
Casino girişinde fotoğraf makinamı aldılar bu yüzden o ortamın görüntüsünü koyamadım. Rulet masalarında ciddi oyunlar dönüyordu. Şu resimdeki makinalarda şansımı denedim ve tam kazanmanın sevincini yaşarken millet de görsün diye yanıma gruptakileri alınca kazanamamaya başladım, şans gitti. Kazandıklarımı tekrar koyup kaybedince elim boş salonu terkettim. Annemler de rulet oynayıp kazanamadı. Daha fazla denemedik tadında bıraktık.
Gece gittiğimiz bir mekanda da Tunus şarabından içtik. Tunus şarabının tadı gerçekten iyiydi.
İlk günümün özetini, öğlen otel önündeki kumsalda çektiğim fotoğraflarla noktalıyorum.


Blog DirectoryAdd to Technorati FavoritesSubscribe to me on FriendFeed

İLETİŞİM: rahatyazar@hotmail.com BLOGGER 2008

tıkla sayfamda YUKARI GİT