31 Ağustos 2017 Perşembe

Berlin seyahatimden notlar


Yaklaşık 2 hafta önce Berlin’e seyahat ettim. Almanya’da birçok Türk’ün yaşadığını bilmem, Berlin’in popüler, özgürlükçü, rahat ve bir o kadar sakin şehir hayatı bu kararı almama neden oldu.  Özellikle yaz aylarında tam gidilecek yermiş. Yeşilsiz alanları ve Afrika stili sıcağıyla ağustosta çölü andıran Malta’dan sonra, Almanya’da gündüz vakti sokağa çıkıp yürümenin tadına vardım.

4 günlük seyahatten aklımda kalanlar
- Türk olduğumu söyleyene kadar,  benimle ingilizce konuşmaları her zaman komik gelmiştir. Schönefeld havalanında uçaktan inip, tren bileti almak için satış görevlisi adamla konuşmaya başladım. Yerdeki kırmızı çizgiyi takip etmem gerektiğini ingilizce olarak anlatmaya başlaması ve cümlesinin sonunda ona ‘where are u from?’ deyip ‘Turkei’ cevabı almamla tatilim başlamış oldu.
Sonunda ‘abi niye başta söylemeedin!’ dememle gülmeye başladık. Nereye gidersen git, bir Türk’e rastlarsın ama Almanya’ya gidersen bu her noktada geçerli onu anladım.
-Hotel Atrium Charlottenburg’da konakladım. Otelin tren istasyonuna yakınlığı ve istasyondaki 24 saat açık market (çalışanlar Türk) beni ilk mutlu eden detaylardı.

Şehir içi ulaşım
Her seyahatimde ‘kaybolmam herhalde’ diye düşünüyorum ve takibi sorun yaşamıyorum çünkü navigasyon denen birşey var telefonda. Ayrıca Berlin’de şehir içindeki trenle her yere ulaşım kolay. Bana garip gelen şey, başlarda bilet aldığımda ne bir turnike, ne de biletleri kontrol eden bir görevlinin olmayışıydı. Eğer haftasonu değilse, biletinizi kontrol etme olasılıkları azmış. Yani biletsiz kafanıza göre trenle istediğiniz yere gidebilirsiniz. Eğer yakalanırsanız 80 euro ve insan içinde aşağılanma gibi cezaları var. Birkaç durak için bu riski göze aldım ama dediğim gibi biletlere bakan biri yok.
Trenler her durumda gelmesi gereken saatten bir dakika bile şaşmıyor. Metro sistemleri haritaya baktığımda çok karışık geldiğinden genelde istasyonlarda insanlara sorarak yönümü buldum.

Gezilecek yerler

Benim gibi ınstagram tutkunuysanız eğer (bkz. üstte) fotoğraf çekilmeniz-yani gezip gördüm-diyeceğiniz ilk üç yer: Brandenburg Kapısı, Holokost Anıtı ve Mitte'deki House of Small Wonder adlı restorant olmalı. Nedense bu şehre gelmeden en çok bu yerlerde herkesin paylaşım yaptığını gördüm. 
Alexanderplatz meydanı ve meşhur televizyon kulesini görmeden olmaz. Kaldığım yere yakın Kurfürstendamm bölgesi de İstanbul’daki Bağdat Caddesi’ni andırıyor. Her yerde lüks mağazalar vardı.
Müzeler adasını, Mitte bölgesini gezip ardından Berlin Katedrali’ne gittim. Sonrasında taksi kiraladım ve Berlin duvarına doğru yola çıktım. Taksi dediğim sürücü var ama pedal çeviriyor. Bildiğiniz fayton tipli bir bisikletle gezmiş oldum. Berlin’in en çok hoşuma giden yanı, arabalarla birlikte trafikte bisikletlerin de ayrı bir yolunun olması ve genç yaşlı neredeyse herkesin bisiklet kullanıyor olması oldu. 


East Side Gallery adıyla bilinen meşhur Berlin duvarı adeta bir sanat galerisi. Duvarın doğu kıyısında Spree nehri var. Duvar boyunca yürüyüp sonra arkasındaki nehrin kıyısında çimlere uzanabilirsiniz.
Kreuzberg bölgesi tam Türk doluydu. Leopoldplatz bölgesine de sırf bir arkadaşın sipariş ettiği cilt kremini bulmak için gittim. Müller adlı büyük marketin çalışanları da Türk olunca yine yalnızlık çekmedim.
Herkesin girmeye çalıştığı Berghain adlı gece kulübüne gidemedim çünkü pazar günü şehre vardığım için sadece bir terasta gerçekleşen pazar gecesi partisine katıldım.

Ve dahası..
Tabiki her yer kebap, döner. Uzun zamandır lahmacun yemediğim için değişik mekanlarda sanki ilk kez tadıyormuşcasına aşina olduğum Türk lezzetlerini tattım.
Doğduğundan beri orada yaşayan Türk ailelerle konuştum. Onlar bana Malta’da ne işimin olduğunu, ben onlara Türkiye’yi nasıl bulduklarını sordum. Onlar ‘herşey iyi gidiyor, ekonomi düzeliyor’ dese de bu düşüncelerinin alt metninde aslında Türkiye dışındaki kendi hayatlarından memnun olduklarını söylüyorlar. Konuşmamızdaki ortak düşünce, Türkiye’deki insanların hemen parlamaya hazır olduğuydu. Yani sürekli bir aksiyon ve tepki vermek için tetikte olma hali. Hiçbir zaman kafası rahat, sakin ve kendi halinde bir toplum olamadık. Hep başkalarının hayatıyla ilgilendik. Belki de bu yüzden hep sorunlarla baş ettik. Bu yüzden farklı ülkeler ve farklı kafa yapıları beni her zaman şaşırtıyor.


Berlin’e tekrar gideceğimi bildiğimden bu ilk yazımı şimdilik kısa tutuyorum. Sonraki yazılarımda İtalya anılarıma geçeceğimJ

0 Yorum

Bu yazım hakkında sen de bir yorum yaz, rahatla!

 

FACEBOOK

Blogger Tips and TricksLatest Tips For BloggersBlogger Tricks
Bumerang - Yazarkafe

INSTAGRAM

Instagram

ÜYE OL

Mail Adresini Yaz, Rahat Yazar'dan En Güncel Haberler Gelsin!:

© Rahat Yazar
Designed by GeCe
Released under Creative Commons 3.0 CC BY-NC 3.0