17 Ağustos 2009 Pazartesi

hayatları değiştiren felaket (17.08.1999)

17 ağustos... O gün binlerce insanın yaşamı sona erdi. Sona eren yaşamlar geride yalnız kalan insanlar bıraktı. Çoğunun hayatı değişti. Bazıları hayatlarına ülkemizin başka bölgelerinde devam etme kararı aldı. Çünkü, evleri hasar gören hatta yerle bir olanlar vardı.

Biz de o dönem Kocaeli'nde oturuyorduk. O tarihte başka bir bölgede tatilde olduğumuzdan depremi o büyük şiddetinde hissetmedik. Ailem sarsıntıyı duydu ama ben derin uykuda olduğumdan hiçbir şey hissetmedim. Kalktığımda ellerinde yorgan, gecelik pijamalarla kendini sokağa atan insanlar görmüştüm. Herkesin gözlerinde korku. Belki de o tarihe kadar depremin ne olduğunu bilmeyen insanlar ülkemizin acı gerçeğiyle tanışmıştı.

Deprem sonrası İstanbul'a anneannemin yanına geldik. Evimiz büyük hasar görmedi ama güçlendirilmesi için tadilata girdi. Bir dönem anneannemde kalıp, sonra kiraya çıktık. Ben 4. sınıftan itibaren İstanbul'da okumaya başladım. Daha önce İstanbul'da yaşama planımız bir hayalden ibaretti. Anne tarafım İstanbul'da yaşıyordu ama babamın işi gereği Kocaeli-Değirmendere beldesindeydik.

Babamın bir iş arkadaşı ve onun oğlu depremde hayatını kaybetti. Karısı ve kızı aynı evin enkazından sağ salim çıkmıştı. En acısı Adapazarı'nda yaşayan halam ve evlilik hazırlığı yapan oğlu yaşamını yitirdi. Babam ve amcamlar enkaz kaldırma çalışmalarına gitti. Cesetleri bile bulunamadı. Bulunan kemik parçalarının onlara ait olduğunu bilezik gibi şeylere bakarak anlamışlar... Halamın evli olan kızı kurtuldu. Onların evine birşey olmamıştı. Evlenmemiş olsaydı ya da o gün annesinde kalsaydı o da ölebilirdi.



Bu tarihi unutmamız mümkün değil. Benim eğitim hayatım, hangi okula gideceğim, nerede yaşayacağım, kimlerle tanışacağım hepsi bu olayla bağlantılı gelişti. Birkaç sene daha çalışan babam erken emekli oldu, burada ev aldı ve temelli İstanbul'da kaldık... Deprem olmasa İstanbul'da yaşamayacaktım. Bu belki benim için iyi yönü. Geri gelmeyecek olan kaybettiklerimiz ve parçalanan hayatlar en acı yönü. İstanbul'da da deprem tehlikesi varmış. Boşuna konuşmasınlar! Madem tehlike var 1999 için de aynı paniği yapsalardı. Bizim ülke bir olay olduktan sonra tartışmasını yapmaya bayılır. Giden gider, ölen ölür... Herkes yap-saydık, et-seydik n'olurdu? tartışmasına girer. Büyük risk varsa şimdiden başlasınlar önlemlere sonra ağlamayalım. Haberlerde 10 yıl önce zarar gören hayatları gösterip daha da sinir bozuyor, insanları karamsarlığa sürüklüyorlar. Haber izlemeyi de bıraktım zaten...

1 Yorum

Bu yazım hakkında sen de bir yorum yaz, rahatla!

 

FACEBOOK

Blogger Tips and TricksLatest Tips For BloggersBlogger Tricks
Bumerang - Yazarkafe

INSTAGRAM

Instagram

ÜYE OL

Mail Adresini Yaz, Rahat Yazar'dan En Güncel Haberler Gelsin!:

© Rahat Yazar
Designed by GeCe
Released under Creative Commons 3.0 CC BY-NC 3.0