Bir gencin hayata dair rahat paylaşımları...
30 Ağustos 2009 Pazar
29 Ağustos 2009 Cumartesi
rahatyazar yeni sezona girerken...
"1 sene önce bu tarihlerde ahmet01 alan adı ile blogger adresi almıştım. Sonra aralık ayında gizli olsam çok daha iyi ve rahat yazarım diyerek bu adrese geçtim."
Haber olduktan sonra Gazeversite.com adresi yayına girmeden bana yazarlık teklifi geldi. Başta ciddiye almamıştım ama site yayına girince iyi ki o kadroda yer almışım dedim.
Daha sonra Yıldız ASYALI ile tanıştım. O da siteye röportaj vermeyi kabul etti. Röportaj öncesi friendfeed adlı sitede anket yaptım. Anketteki sert soruları bile Asyalı çekinmeden yanıtladı.
En önemlisi başta kendi günlüğümü tuttum. (bkz. GÜNLÜK ) Arkadaşlarımla gittiğim partileri, festivalleri ve konserleri yazdım. Mayıs ayında blog ödülleri törenine bile gittim. Orada diğer blogger arkadaşlarla tanıştım. Ülkemizde blog yazarlığı kavramının geliştiğine şahit oldum ve buna sevindim. Kaliteli bir organizasyondu. Seneye kazanamayacağımı bilsem de blog ödüllerine gene adaylığımı koyacağım!

gönderen rahat yazar zaman: 22:00 2 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri rahat yazar
21 Ağustos 2009 Cuma
Kreativ Blogger olmuşum...
Yejades's World blogunun yazarı şurada beni ödüllendirmiş. Yukarıdaki rahatyazar logosunu düzenleyen RFKstyle blogunun yazarı arkadaşım da bu ödülü bana layık gördü. Teşekkürler...
Kural gereği sevdiğim 7 şeyi yazacakmışım.
1-İnternette gezinip, sosyal ağlarda takılmak,
2-İstanbul'da gezinip, farklı ortamlarda takılmak,
3-Spora gidip, rahatlayıp sonra KFC'de doyana kadar tıkınmak,
4-Farklı insanları tanıyıp, özellikle onların hayat hikayelerini dinlemek,
5-Bir işe başlarken başarılı olmaya programlanıp, sonuç güzel gelirse sevinmek,
6-Radyoyu açıp, sevilen parça çıkarsa coşmak,
7-Bu postu görev gibi yazıp, yorum gelirse havalanmak.
Bir diğer kural, kendi sevdiğim bloglara da bu ödülü verebilirmişim. Ben de bu ödülü NilErtürk'e, Missi Pipi'ye, cesetizleri'ne ve efecan'a paslıyorum.
Ödülü pasladıklarım, mime cevap vermek istemezlerse de en azından benden ödül aldıklarını bloglarında link vererek belirtsinler isterim.
gönderen rahat yazar zaman: 23:56 5 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri mim
19 Ağustos 2009 Çarşamba
çocuk muamelesi ve a-sosyal ağlar
gönderen rahat yazar zaman: 16:35 5 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri kişisel
17 Ağustos 2009 Pazartesi
hayatları değiştiren felaket (17.08.1999)
17 ağustos... O gün binlerce insanın yaşamı sona erdi. Sona eren yaşamlar geride yalnız kalan insanlar bıraktı. Çoğunun hayatı değişti. Bazıları hayatlarına ülkemizin başka bölgelerinde devam etme kararı aldı. Çünkü, evleri hasar gören hatta yerle bir olanlar vardı.
Biz de o dönem Kocaeli'nde oturuyorduk. O tarihte başka bir bölgede tatilde olduğumuzdan depremi o büyük şiddetinde hissetmedik. Ailem sarsıntıyı duydu ama ben derin uykuda olduğumdan hiçbir şey hissetmedim. Kalktığımda ellerinde yorgan, gecelik pijamalarla kendini sokağa atan insanlar görmüştüm. Herkesin gözlerinde korku. Belki de o tarihe kadar depremin ne olduğunu bilmeyen insanlar ülkemizin acı gerçeğiyle tanışmıştı.
Deprem sonrası İstanbul'a anneannemin yanına geldik. Evimiz büyük hasar görmedi ama güçlendirilmesi için tadilata girdi. Bir dönem anneannemde kalıp, sonra kiraya çıktık. Ben 4. sınıftan itibaren İstanbul'da okumaya başladım. Daha önce İstanbul'da yaşama planımız bir hayalden ibaretti. Anne tarafım İstanbul'da yaşıyordu ama babamın işi gereği Kocaeli-Değirmendere beldesindeydik.
Babamın bir iş arkadaşı ve onun oğlu depremde hayatını kaybetti. Karısı ve kızı aynı evin enkazından sağ salim çıkmıştı. En acısı Adapazarı'nda yaşayan halam ve evlilik hazırlığı yapan oğlu yaşamını yitirdi. Babam ve amcamlar enkaz kaldırma çalışmalarına gitti. Cesetleri bile bulunamadı. Bulunan kemik parçalarının onlara ait olduğunu bilezik gibi şeylere bakarak anlamışlar... Halamın evli olan kızı kurtuldu. Onların evine birşey olmamıştı. Evlenmemiş olsaydı ya da o gün annesinde kalsaydı o da ölebilirdi.
Bu tarihi unutmamız mümkün değil. Benim eğitim hayatım, hangi okula gideceğim, nerede yaşayacağım, kimlerle tanışacağım hepsi bu olayla bağlantılı gelişti. Birkaç sene daha çalışan babam erken emekli oldu, burada ev aldı ve temelli İstanbul'da kaldık... Deprem olmasa İstanbul'da yaşamayacaktım. Bu belki benim için iyi yönü. Geri gelmeyecek olan kaybettiklerimiz ve parçalanan hayatlar en acı yönü. İstanbul'da da deprem tehlikesi varmış. Boşuna konuşmasınlar! Madem tehlike var 1999 için de aynı paniği yapsalardı. Bizim ülke bir olay olduktan sonra tartışmasını yapmaya bayılır. Giden gider, ölen ölür... Herkes yap-saydık, et-seydik n'olurdu? tartışmasına girer. Büyük risk varsa şimdiden başlasınlar önlemlere sonra ağlamayalım. Haberlerde 10 yıl önce zarar gören hayatları gösterip daha da sinir bozuyor, insanları karamsarlığa sürüklüyorlar. Haber izlemeyi de bıraktım zaten...
gönderen rahat yazar zaman: 13:28 1 KİŞİ YORUMLADI
15 Ağustos 2009 Cumartesi
ufaklıktaki utandıran laflar...
6-7 yaşlarımdaydım sanırım. Aniden garip laflar edebiliyordum. Şu an düşününce hatırlayıp utandığım olaylar var. Şimdi olsa asla söyleyemeyeceğim şeyleri söylemişim. Ufaklık işte...
Bir yılbaşı gecesiydi. O zamanlar İstanbul'da oturmuyorduk ve yeni yıla İstanbul'da bir akraba evinde eş-dostla girecektik. İstanbul'a anneanneme kalmaya gelmiştik. Neşeli yılbaşı gecesi sona erdiğinde herkes evlerine dağılıyordu. Biz de anneanneme gidecektik doğal olarak... Kendi evimiz tadilattaydı ve biz uzun zamandır anneannemde kalıyorduk. Akrabamız ısrar etti. "aa rahatyazar ve anneannesi burada kalsın!" dedi. Annem ve babam gerek olmadığını düşünüyordu. Ben o evde de rahat değildim ve gece sonunda halim kalmamıştı. Annem ve babam hazırlanmış çıkmak için beklerken, ben onları utandıran bir laf ettim:
" Gitsin annemler ben gitmiyorum. Hem uzun zamandır yalnız kalmadılar. Başbaşa romantik bir gece geçirsinler!"
Benim o lafım üzerine ikisinin de suratı kızardı, bozardı. Bazı akrabalar tebessüm etti... Neyse işte o gece ben ve anneannem akrabamızda kaldık. Annemle babam anneannemde yalnız-başbaşa geçirdiler geceyi. O anki hallerini unutamam nasıl bir laf ettiysem çocukluk işte. Sayemde güzel bir gece geçirdiler bence:)) Yeni yıla başbaşa girmiş oldular. O sene gerçekten çok rahatsızdılar. Aylarca anneannemde yaşamak zorundaydık. Ana da olsa olmuyor, herkesin bir düzeni var sonra zaten ayrı eve kiraya çıkmıştık. Sarfettiğim cümle, geceye damgasını vurmuştu. O yaşta bir çocuğun ağzından öyle bir laf çıkması garipti tabi...
Bir yaz akşamıydı. Tanıdıklarla yenen akşam yemeğinde soframıza davetsiz bir misafir katıldı. Bu misafir sitemizdeki marketin sahibiydi. Annem yemekleri getirmişti ama halen mutfakta oyalanıyordu. O zamanki tabirimle "bakkal amca" balkon demirlerine yaslandı ve sofraya bakarak: "Ooo bak ne hamarat annen var. Gene muhteşem yemekler hazırlamış, annenin kıymetini bil." Masada babam da vardı ama adam daha devam ediyor iltifata, neredeyse anneme kur yapacak. Ben sonunda dedim: "Bu kadar lafı o yokken söylüyorsun, devamını annem gelince onun yüzüne söyle istersen..." Derin bir sessizlik oldu adam birşeyler daha söyledi gitti. Dakikalar sonra annem masaya oturdu. O kadar çok utanmış ki zaten benim o lafım yüzünden içeride özellikle oyalanmış masaya gelmemek için. Sonradan düşününce ben de utandım.
Çocukluk işte. Bu iki olay, ufaklıkta düşünmeden söylenen ani lafların insanları utandırabileceğine iyi örnek...
gönderen rahat yazar zaman: 18:13 0 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri kişisel
11 Ağustos 2009 Salı
olgun insan...
Bu konu her zaman karşıma çıkıyor. Olgun olmak ve çocuk kalmak arasında ince bir çizgi olduğunu düşünsem de bu çizginin yaşanan ana göre değiştiğini biliyorum. Öyle anlar geliyor ki çocukça düşünmek daha mantıklı geliyor bana.
Bence olgun insan, kendini bilen insandır. Sınırlarını, zaaflarını kısacası tüm duygularını kontrol edebilen insandır. Yeterli olgunluğa erişememiş kişiler, daima bazı konularda aşırıya kaçarlar. Çünkü birtakım duygular yerine oturmamıştır. Bu yüzden zaten tüm taşkınlıkları biz gençler yapar. "Büyükler de yapıyor." derseniz o büyükler olgunlaşamayanlar kategorisindeler...
Karakterimin sağlam olduğunu zannetsem de ileride birçok konuya daha farklı yaklaşabileceğimi düşünüyorum. Bundan dolayı 'olgunum' demiyorum. Benden büyük olup da halen daha 16 yaş beyniyle hareket eden insanlar var biliyorum.
Olgun insan, hayal aleminde gezmez. Daha gerçekçidir ve mantığıyla hareket eder. Bu yaşta duygular ön planda olsa da ben çoğu zaman mantıksal düşünürüm. Yaptıklarımın açabileceği sonuçları düşünmeden bir şeyi yapmaya kalkışmam. Şimdi, mesela benim hayallerim ön planda. Hayallerimin azaldığı ve yaşanmışlıklarımın arttığı hatta bu yaşanmışlıklarımdan dersler çıkardığım zaman 'olgunlaştım!' diyeceğim....
gönderen rahat yazar zaman: 22:09 1 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri kriter
10 Ağustos 2009 Pazartesi
ajda'lı gece...
Cumartesi gecesi Turkcell Kuruçeşme Arena'daydım.
Her gittiğim yeri burada anlatmaktan hoşlanmıyorum ama bu geceyi yazmadan da olmazdı. Ajda elbise provasında burktuğu ayağına rağmen sahnede coştu. Eski yeni şarkılarıyla güzel bir gece yaşattı. Ugg denilen botlarla ayağındaki alçıyı kamufle etmişti.
İlk pembe elbiseyle çıktığı sahneye, konserin 2. yarısında yandaki ışıltılı elbiseyle devam etti. Serdar'dan aldığı "resim" adlı parça ile açılış yapıldı. Dansçıların ellerinde çerçeve ile oluşturduğu koreografi görülmeye değerdi.
Konseri sahne önünde köşe kısımda izledim. Uzun boyla insanların önüne geçmeye çekinsem de böyle organizasyonlarda benim için avantaj olduğunu hissediyorum. Sırf konseri izlerkenki rahatlık değil ayrıca beni tanıyanların o anda beni görmemelerine imkan yok, arayan buluyor:) Konserde rastladığım arkadaşlar oldu bu yüzden. Alan büyük olunca bir kısmı ile yan yana gelemedik. Açık hava olmasına rağmen iç içe-kalabalık olmamız hava sıcaklığını daha da yoğun hissettirdi.
not: En beğendiğim şarkısını BURADAN indirebilirsiniz. ( Limitli paylaşım-ilk 10 kişi bu şansı elde edecek!)
06 Ağustos 2009 Perşembe
foto: banklarda dinlenirken ben...
gönderen rahat yazar zaman: 23:57 1 KİŞİ YORUMLADI
konu etiketleri kişisel, rahat yazar
03 Ağustos 2009 Pazartesi
trueblue'da haftasonu havuz keyfi ve pop müzik ritmleri...
Haftasonu ne yapacağım diye düşünmeme fırsat kalmadan cep telefonuma mesaj geldi!
Fenerbahçe-mekan: Trueblue-malibu party davetiyesi kazanmışım. Çoğu arkadaşım İstanbul dışında olduğu için çaresiz annemi ve ablamı alıp bu partiye katıldım. Parti denilen şey Dj müzikten ibaret olsa da güzeldi. Tatil moduna geç de olsa girebildim:) Staj, fabrika falan derken bu sezon hiç tatil keyfi yapamamıştım. Suya girdim nihayet...
Bol bol yüzdüm. Denize girebilirdim ama bulanık göründü gözüme. Havuza girdim sadece...
Dj müzik gene eller havaya tarzıydı. Birkaç yabancı hitten sonra Serdar parçalarına geçildi. Millet coştu tabi. Adam aynı ritm şarkılarla her yaz hit olmayı başarıyor. Sırf kendisi değil diğer ünlülere verdiği parçalarla onların da ününe ün katıyor. Bengü zaten Serdar'ın dişi versiyonu. Öyle ki annem, Bengü'den "iki melek" adlı parça çaldığında "aa bu Serdar değil mi?" diyor. Hayır tabiki sadece söz-müzik:Serdar desem de kulağımız aynı ritme o kadar alışmış ki, annem bir ara söyleyeni de Serdar sanıyordu. Bengü-Serdar sesi karıştı, görünüşleri bile ikisinin benzer-çekik göz uyumu var.
Tüm şarkıları aynı ritm. Hepsi birbirine benziyor. Düşünüyorum da bu adam olmasa ülkemizde doğru düzgün eller havaya şarkısı yapan olmayacak. Bir Demet Akalın var. O da uyanık. Tek şarkıyla (single) çıkıp her sezon milleti oyalıyor. Kendisi, ayrılık sonrası vahh çeken kızlara yönelik şarkılar yapıyor. ( bkz. Toz pembe hayaller vardı, pembesi gitti tozu kaldı. Barışmamız bir mucize. )
Dinlemiyorum diyen yalan söyler çünkü zorunlu olarak bunlar bize dinlettiriliyor. Hatta ilk dinlediğimizde "öyyyk" dediğimiz parçalara kulağımız o kadar alıştırılıyor ki "aa güzel" demeye başlıyoruz.

Fazla mı rahatım? Geçende bir arkadaşım, "Bence kendi resimlerini sayfana koymamalısın." dedi. Ben de "Nasıl olsa kimliğimi açtım resmimi görseler n'olur?" dedim.
Blogumu 12-16 yaş arası daha çok okuyor diye düşünüyordum. Çünkü MSN-rahatyazar mailime sürekli o yaştaki arkadaşlar ekleme yapıyor. Sayfamla ilgili birşey soruyorum çoğu da blogu tam okumadığını söylüyor. Blogumu tam anlamıyla gezmediysen beni niye eklersin? onu da anlamadım! Bunu twitter'da yazdım. İyi ki yazmışım. Sonradan yaşça büyük kişiler bana mesaj atıp: "Ben okuyorum ama dediğin yaş aralığında değilim." tarzında şeyler söylediler, sevindim.
Ben de bilirim derin mevzularda yazmayı ama beni yeni tanıyan kişilere bile blogumla ilgili konu olursa daha onlar sayfama bakmadan diyorum: "Valla geyik bir site, hatta çocuksu tam genç işi! Öyle bir tarz yarattım, ciddiye almayın." Birçoğu da, "Evet beni sarmadı ama değişik bir blog, sonuçta izleyici kitlen oluşmuş." diyor. O kitle yüzünden (bkz: sağ sütun) blogumu kapatmıyorum. Çünkü sıfırdan başlamak zor geliyor.
Neyse ya beğenen okur, bakar beğenmeyen tıklamaz, görmez. Bu yaş muhabbetini yaptıktan sonra 150 kişilik izleyici kısmım 149 olmuş. Birisi yaş aralığı 12-16 dedim diye mi kaçtı acaba?
Uzun bir yazı oldu. Her konuya değindim, rahatladım...
01 Ağustos 2009 Cumartesi
bitmeyen staj ve resimler...
Staj raporu için evrakları karıştırırken...En zor kısmı rapor hazırlamak. İşletme her bilgiyi de vermiyor. Detaylı maliyet raporları ve iş kazası istatistikleri saklı tutuluyor. Fabrika içinde fotoğraf çekimi yapmak yasak. Anca toplantı odasında şu tarz fotoğraflar çekildik işte...
Bitmeyen molalar... Çay, kahve tüketimi tüm çalışanlar arasında hat safhada! Biz stajyerler de tüketime ortak olduk.
Günler yoğun geçiyor. Sürekli boşta durup, temalı foto çekimlerine harcayacak vaktimiz olduğunu sanmayın. Burcu'nun son günü diye hatıra fotoğrafları çektik. Hatta tüm çalışanlarla da çekildiğimiz bir tane var ama artık onu da bloga katmayalım.
gönderen rahat yazar zaman: 23:27 6 KİŞİ YORUMLADI
Hakkımda
- rahat yazar
- Endüstri mühendisliğinde öğrenci, Gazeversite.com'da köşe yazarı, şimdilerde stajyer editör. Arada ünlülerle röportajlar yapsa da, öncelikle burada kendi günlüğünü tutuyor, hayatın içinden birtakım olayları yorumluyor ve bunlardan dersler çıkarıyor. Burası koskocaman bir deniz. Boğulmak serbest... iletişim: rahatyazar@hotmail.com BURADA YAZILANLAR İZİNSİZ KULLANILAMAZ. KULLANANLAR KAYNAK OLARAK BU ADRESİ BELİRTMEK ZORUNDADIR.
YAZI ARŞİVİ
-
▼
2009
(141)
-
►
Eylül
(12)
- Sayfama googleda ne aratıp geliyorlar? İşte acayip...
- garip felsefik inançlar ve davranışlar
- mutluyum çünkü artık www.rahatyazar.com'um!!!
- deja vu-önceden yaşadım hissi
- şöhret tutkusu
- facebook ve akrabalar-akbabalar
- Farklı yerler: Süleyman Seba Caddesi-Akaretler
- Azra Akın'ı Fotoğrafladım!
- NEZ RÖPORTAJI- "Ne hissediyorsam onu yaşamayı sevi...
- Röportaj öncesi Nez...
- Aşk-ı Memnu'dan Nihal ile tanıştım...
- Gelecek Hafta: "NEZ" İle Röportaj
-
▼
Ağustos
(11)
- rahatyazar yeni sezon tanıtım fragmanı
- rahatyazar yeni sezona girerken...
- Kreativ Blogger olmuşum...
- çocuk muamelesi ve a-sosyal ağlar
- hayatları değiştiren felaket (17.08.1999)
- ufaklıktaki utandıran laflar...
- olgun insan...
- ajda'lı gece...
- foto: banklarda dinlenirken ben...
- trueblue'da haftasonu havuz keyfi ve pop müzik rit...
- bitmeyen staj ve resimler...
-
►
Eylül
(12)
En çok okunan yazılarım
etiketler
- azra akın (1)
- bilgi (10)
- blogger-tanıtım (3)
- cihangir (4)
- düşünce (6)
- facebook (7)
- film (10)
- fotoğraf (2)
- günlük (63)
- haftasonu (3)
- hazal kaya (1)
- hikaye (26)
- kişisel (65)
- kriter (42)
- köpek (10)
- magazin (7)
- medya (18)
- mekan inceleme (8)
- melis (12)
- mim (3)
- müzik (5)
- Nez (3)
- rahat yazar (13)
- röportaj (9)
- Tunus (3)
- TV (6)
- video (6)
- yaz sezonu (1)
- yaşam (67)
- ÖZEL (6)
izlediklerim
-
şarlatanlık - Bugün öksürük yakınmasıyla başvuran yaşlıca bir hasta "Doktor Bey çok sık hastalanıyorum, ne yapmam lazım?" diye sordu "Bol portakal, limon tüketin" dedi...7 saat önce
-
Pazartesi notları (kayıntı) - Pazar günü Barbun Hanımlarla Kalkan Beyleri mideye indirmek için Balıkçı Sabahattin‘e gittik. Roka salatası da ağızda dağılınca ne cin kaldı ne tonik kanda...15 saat önce
-
Ölmedim sürünüyorum - Biliyorum bu kez eşşeğin amına suyu kaçırdım. Net daha bağlatamadığımdan eve, doğal olarak yazamıyorum buraya da.. Lan bir ton mail atmışsınız öldün mü diy...2 gün önce
-
-
Fotoğraf Dünyasından Subjektif Haberler, II - Çok yoğun dönemlere girip çıkıyorum son haftalarda. Her şeyi son dakikaya bırakan bir insan olduğum için mesela üç gün canımın istediği makaleleri, günlük ...1 hafta önce
-
Eğlenilecek Erkek olmak. Kural 1: Değişik fanteziler kurun ve uygulayın - e.e kadına mesaj atar "kapı açık, yatak odasını biliyorsun -koridorun sonunda- üzerindeki herşeyi çıkart, yüzüklerini unutma. yatak sıcak içinde ben varım...2 hafta önce




Caddede, stajda, okulda az oturmamışım banklarda... Albümlerimi karıştırırken rastladığım banklı fotoğraflarımı paylaşmak istedim.