Normalde şehir dışında oturan bir kız arkadaşım, arabasını buraya getirtince İstanbul'da ilk turuna benimle birlikte çıktı. Amacımız; bir mekanda birkaç saat takıldıktan sonra evlerimize dönmekti. Yolları pek bilmediği için arkadaşıma giderken yardım ettim.
Dönüşte de aynı güzergahı izleyerek dönecektik.
Fenerbahçe tarafından e-5 yoluna binbir güçlükle çıktık. Ben de dalmışım. Tabelaları görmezden geldik. Acıbadem köprüsüne doğru gelmeyi planlarken kendimizi Boğaziçi Köprüsünün girişinde bulduk(!) Suç bende tabiki. Ömrüm İstanbul'da geçiyor ama hala yolları karıştırabiliyorum.
Arabada OGS yoktu ve köprü girişini hızla geçtikten sonra para cezası yiyeceğimiz gerçeği ile karşı karşıya kaldık. Arkadaşım, sayemde ilk kez Boğaziçi Köprüsü üstünden arabası ile geçmiş oldu:) Yanlış sapılan yol, bizi avrupa yakasına götürdü. "...Hadi Taksim'e sapalım oradan döneriz." dedi. Neyse ki doğru yere sapmışız ki Taksim'e kadar gitmeden geçtiğimiz köprüye hemen geri döndük. Dönüşte arkamızdaki arabanın kartını alıp okutarak, KGS noktasından geçtik ve ikinci kez ceza yemekten kurtulduk.
İstanbul'da, gerçek İstanbullulardan çok şehri yeni keşfedenler var. Yolda, adres sormaya kalkıyım : "Kardeş, biz de yeni geldik.Buranın yabancısıyız." diyenlere rastlıyorum.
Size tavsiyem; yolları dikkatli geçin. Kaybolsak da takip edeceğimiz bir tabela, bilindik bir noktaya ulaşmamızı sağlayabilir. ( Yolları öğrenme yöntemlerinden biri de kaybolmaktır. )
Geçen sene yaz stajım için bir fabrikaya gidiyordum. Her sabah olduğu gibi minibüse bindim. Hiç uyumam; annemin "Sakın uyuya kalma minibüste!" dediği gün yolda uyuya kaldım. Sabahın köründe uzun yol tabi... Şoföre bindiğimde gideceğim yeri söylemiştim. Gebze'ye gidiyordum. Gözümü açtığımda kendimi Tuzla'da buldum. "N'apıcam şimdi burada?" desem de "Hadi sen burada in artık!" diyerek beni otobanın ortasında bıraktılar. Üst geçitten karşıya geçerek geri dönmek için başka bir minibüse bindim. Fabrikanın olduğu yere ulaştığımda otobandan karşıya geçmek zorundaydım. Orada da üst geçit yoktu. Çalılıkların arasından 1-2 adam çıktı.
"Buradan karşıya nasıl geçilir?" dedim. "Koşarak..." dediler:)
Bunun üzerine ben de koştum. Karşıya geçtiğimde, arabaların rüzgarından savruluyordum. Neyse ki kazasız belasız atlattık o zaman... Durgun başlayan bugün de aksiyonlu bitti.
Ne diyim artık güzel şehrimizde kendini kaybetmeyen mi var?!
şehrin havasından olsa gerek bu kaybedilmişlik:)
YanıtlaSilBencede. Bu şehre gelen, kendini kaybediyor:)
YanıtlaSilarkadasin ceza yememiş. asyadan avrupaya geçerken ücret alınmıyor :)
YanıtlaSilEVET :)
YanıtlaSilAsyadan avrupaya geçerken ücret yok, zaten dönüşte de KGS ile geçtik:)
istanbulda insanın kendini kaybetmemesi anormal olurdu zaten :)
YanıtlaSil