6 Nisan 2015 Pazartesi

Şanlıurfa ve Harran Gezi Notları


Askerlik bittikten sonra İstanbul’a dönmeden önce, Şanlıurfa’da görmediğim yerlere gitmeye karar verdim. Sürekli Balıklıgöl ve çevresine gitmekten sıkılmıştım. Bölge, tarihi ve kültürü ile gezip görülmeyi hak ediyordu.

Harran’ın kuble şeklindeki meşhur evlerinin önünde fotoğraf çekilmeyi hayal ediyordum ve sonunda bunu başardım.

Bölgeye Urfa merkezden minibusler kalkıyor. Harran kalesi tadilatta olduğundan orayı gezemedim. 18 yaşında bir Urfalı rehber çocuk, size oraya gittiğiniz andan itibaren bölgenin tarihini anlatmaya başlıyor.



Harran evleri çok ilginç. Yazın içi serin olurken, kışın da sıcak olup soğuktan koruyormuş. Kubbelerin ucunu açık yapmışlar. Bu içerideki dumanın dışarı çıkmasını sağlarken, aynı zamanda içerisinin aydınlık olmasını sağlıyor. Yıllar önce bu evlerin içinde yaşayanlar varmış ama şimdilerde içleri müze-kafe gibi işletiliyor. Bölgede yaşayanlar hala var ama onlar klasik beton evlere geçmişler.

Yukarıdaki fotoğrafı ağa odasında çektirdim.

Bu tavanda asılı şey 'yayık'. Ayranı yapıp bununla beraber sallayıp karıştırıyorlarmış eskiden.
Bu evler minik taşlardan yapılmış. Taşları yumurta akı gibi malzemelerle balçıklarla biraraya getirmişler. Bölge sit alanı ve düzenli olarak restore ediliyor.



Harran dünyanın ilk bilim merkezi. İlk üniversitenin kalıntıları burada bulunuyor. Arkada gördüğünüz kule eskiden daha yüksekmiş. Aşağıda da bir su kuyusu varmış. Kuleden suya bakıp ay-güneş hareketlerini inceliyorlarmış. 


Dünya'nın Ay'a uzaklığını hesaplayan Battani ve Cebir ilminin kurucusu Cabir bin Hayyan bu üniversitedeymiş.

Göbeklitepe'ye dünyanın en eski tapınağının kalıntılarını görmeye gittim ama zaman yetmedi. Saat 17:00'dan sonra müze girişi kapanmıştı. Bir dahaki sefere deyip girişteki manzara önünde hatıra fotoğrafı çekildim. 

Urfa hakkında aklımda kalanlar

-Bölgeyi anlatan çocuk üniversite sınavında çok yüksek puan aldığını ve hukuk okumak istediğini söylüyordu. Hayatı boyunca Urfa’dan ayrılmamış ama eğitimdeki başarısını ve konuştuğu dilleri saysam siz de şaşırırsınız. 

-Dizi ve filmlerde aşiretler, kan davaları falan görürüz ya gerçekte de halen bu tarz olaylar oluyormuş.

-Urfa’da sokaklarda kızlı erkekli gezen gruplara pek rastlayamazsınız. Kadınlar öyle sokaklarda pek gezmiyor. Erkekler kendi aralarında takılıyor.

-Bölge kutsal topraklar kategorisinde olduğundan Urfa’da alkollü mekan yok denecek kadar az. Alkol satışı da her yerde yok. İstanbul’da adım başı tekel var bilirsiniz. Aynı şekilde İstanbul’da elinizi atsanız taksi çevirirsiniz ama Urfa’da her yer yakın olduğundan taksi sayısı da çok değil. Urfa kart ile toplu taşıma kullanıyorlar.

-Bölge hakkında en unutamayacağım şey herhalde insanlardaki samimiyet. Batıdan geldiğim hemen anlaşılıyor ve insanlar o kadar yardımsever ki tek başınıza bir yere gitmek isteyin yoldan geçen kime sorsanız size adres anlatır hatta gideceğiniz yere götürür. (Daha önce de burada yazmıştım.)

-Cuma günleri insanlar birbirlerini arayıp ‘hayırlı cumalar’ diyor. Aramasa da mesaj atıyor. Bunu Urfalı birinden öğrendim. Onlar da öyle adetmiş. Biz birbirimizi aramaya üşenip anca whatsapp’tan kısa mesajlarla iletişim kurarken orada her cuma yaşanan bayram havası beni şaşırttı.


-Urfa’dan döndükten sonra İstanbul hem aşırı kalabalık hem de soğuk geldi. Hem hava hem de insanlar açısından:) İleride bir gün Halfeti’yi ve ayrıca Mardin’i de görmek istiyorum. 


0 Yorum

Bu yazım hakkında sen de bir yorum yaz, rahatla!

 

FACEBOOK

Blogger Tips and TricksLatest Tips For BloggersBlogger Tricks
Bumerang - Yazarkafe

INSTAGRAM

Instagram

ÜYE OL

Mail Adresini Yaz, Rahat Yazar'dan En Güncel Haberler Gelsin!:

© Rahat Yazar
Designed by GeCe
Released under Creative Commons 3.0 CC BY-NC 3.0